PERA, sanatla iç içe yaşayan, Pera Palas’ta çayını yudumlarken bile etrafındaki herkesi bakışlarıyla etkisi altına alan gizemli bir ruh için tasarlandı. Modern zamanlara ait olmayan; eski İstanbul’un bohem, entelektüel ve zarif havasını taşıyan, derinliğiyle büyüleyen unisex bir aura. Sessiz ama güçlü, yumuşak ama unutulmaz.
İstiklal Caddesi’nin ara sokaklarından geçip tarihi Çiçek Pasajı’na giriyorsun. Hava ağır, sıcak ve baş döndürücü. Sümbülteberin o yoğun, kremsi ve hipnotik kokusu etrafını sarıyor, adımlarını yavaşlatıyor. Bir kafeye oturduğunda masadaki portakal çiçeklerinin ferahlığı hissediliyor. Havada asılı kalan vanilya ve beyaz misk ise Pera’nın o nostaljik, rüya gibi atmosferini tenine işliyor. Zamanda asılı kalmış bir an.
Koku Notaları
Üst: Portakal Çiçeği
Orta: Sümbülteber (Tuberose)
Dip: Vanilya, Beyaz Misk
Eski İstanbul’un düşsel kokusu.
Memo Marfa’dan esinlenmiştir.