Efsanevi bir ateşin ve tropikal bir cazibenin kokusu.
CHIMERA; mitolojiyi teninde yaşatanların, karanlığı ışıkla, buz gibi bir geceyi ise meyveli bir ateşle dengeleyenlerin imzası. Antalya’nın antik tepelerinde, efsanelerin içinden süzülen, modern dünyayla kadim ritüelleri harmanlayan o gizemli ruhlar için. Egzotik, yakıcı ve büyüleyici.
Antalya’nın derinliklerinde, gece karanlığında Yanartaş’ın (Chimaera) eteğindesin. Kayaların arasından kendiliğinden yükselen o binlerce yıllık alevlerin başında dururken, havayı alışılmış bir kükürt kokusu değil; karamelize olmuş mangonun ve taze zencefilin o iştah kabartıcı, yakıcı kokusu sarıyor. Ormanın gece serinliği, yanan şekerin ve tropikal meyvelerin bu sıcak enerjisiyle birleşiyor. Elindeki egzotik kokteylin ferahlığı, ateşin sıcaklığıyla havada çarpışarak etrafa mistik bir buhar banyosu etkisi yayıyor. Bir mitolojinin tam kalbinde, ateşten doğan bir meyve bahçesindesin.