Tatlı günahın, yaz gecesinin ve flörtöz kahkahanın kokusu.
SANGRIA; hayatı ciddiye almayan ama anın tadını çok iyi bilenler içindir. Neşeli, temas etmeyi seven, göz temasıyla bile karşısındakini etkileyen karakterlerin kokusu. Biraz kışkırtıcı, biraz şımarık, fazlasıyla lezzetli. Gothic ruhlu ama karanlık değil; sıcak, canlı ve davetkâr. Yanındayken zaman yavaşlar, bardaklar hiç boş kalmaz.
Barcelona’dasın. Gothic Mahallesi’nde küçük bir teras. Yaz akşamı… Hava hâlâ sıcak, taş duvarlar gün boyu güneşi tutmuş. Masanın ortasında buzlu bir sürahi sangria var; içinde şeftali, portakal, kırmızı meyveler yüzüyor. Bardaklar tokuşuyor, kahkahalar yükseliyor. Tam o anda sıktığın parfüm… olgun şeftali, likörlü meyve, hafif alkol buğusu… Bardaktaki içkiyle yarışıyor. Koku yayılmıyor; sarhoş ediyor.
Bu koku masum değil.
Bu koku sessiz değil.
Bu koku “bir kadeh daha” dedirtiyor.
Yanından geçen biri dönüp tekrar bakıyor.
“Ne bu koku?” diye s Devamını Göster