Kadim bir nehrin derinliklerinden gelen gizemin ve meyveli bir karanlığın kokusu.
EUPHRATES; zamanın durduğu o eşiklerde bekleyenlerin, suyun altındaki sırları ruhunda taşıyanların imzası. Halfeti’nin siyah taşları üzerinde oturup Fırat’ın karanlık akışını izleyen, bölgenin o mistik ve ağırbaşlı derinliğini her nefeste hisseden gizemli silüetler için. Derin, egzotik ve sarsıcı.
Fırat Nehri’nin kıyısındasın; Halfeti’nin sular altında kalmış tarihine bakıyorsun. Nehrin dibindeki batık ağaç köklerinden yayılan o rutubetli, yosunlu ve yoğun öd ağacı (oud) kokusu, suyun serinliğiyle yüzüne çarpıyor. Kıyıdaki nemli hava, civardaki gizli bahçelerden esen olgunlaşmış, mayhoş ve egzotik çarkıfelek meyvesi (maracujá) kokusunu bu karanlık odunsu dokuyla harmanlıyor. Bu koku; suların yuttuğu bir tarihin, siyah bir gül gibi açan en nadide ve en koyu meyveli hikayesi.