Kaotik çekiciliğin, sıcak tehlikenin ve kontrolsüz gücün kokusu.
Tahmin edilemez erkekler içindir. Ne zaman sakin, ne zaman fırtına olacağı belli olmayanlar için. Odaya girdiği anda havanın basıncını değiştiren, konuşmasa bile varlığıyla hissedilen adamın kokusu. Jilet gibi steril bir plaza erkeği değildir; biraz dağınık, biraz karanlık, fazlasıyla gerçek. Bakışları sıcak ama tehlikelidir. Yaklaştırır… sonra savurur.
Karaköy sahilindesin. Lodos fırtınası kopmuş. Deniz köpürüyor, dalgalar iskeleyi dövüyor. Hava garip şekilde ılık, boğucu, insanın başını döndüren cinsten. Rüzgâr yüzüne çarparken sen kıpırdamadan duruyorsun. Parfümün açılışındaki tarçın ve meyan kökü, İstanbul’un bu ağır havasıyla birleşip etrafına görünmez bir alan yaratıyor. Bu koku ferahlatmaz; ısındırır, sersemletir, etkisi altına alır. Dipteki koyu baharatlar ve reçineli yoğunluk, omuzlarında taşıdığın “ağır abi” havasını daha da belirginleştirir.