Sabahın ilk ışıklarında, balonların kalkışını izleyen bir terasta, omuzlarında şalı ve elinde sütlü kahvesiyle hayalperest bir kadın. Kapadokya’nın o büyülü sabahına uyanan ruh, tıpkı parfümün karakteri gibi: taze, tatlı ve büyüleyici.
Vadinin üzerine çöken sabah sisinin nemli ve topraksı kokusu, kayısı ağaçlarının yaydığı meyvemsi ve tatlı Osmanthus notalarıyla buluşuyor. Fincandaki sıcak sütün buharı, sabah serinliğinde burnuna vurduğunda, koku hem taze hem de lezzetli bir etki yaratıyor. Ortaya çıkan aroma, Kapadokya’nın mistik sabahlarının tüm huzurunu ve büyüsünü tenine taşıyor.
Üstteki Osmanthus ve kayısı notaları, açılışı ferah ve canlı yapıyor. Kalpteki sabah sisi ve sıcak süt, parfüme yumuşak ve samimi bir derinlik kazandırıyor. Dipteki topraksı ve nemli notalar, ten üzerinde uzun süre kalan doğal ve büyüleyici bir iz bırakıyor.
Bu bir teras kahvesi değil.
Bu bir Kapadokya sabahı ve hayalperest ritüe Devamını Göster