Entelektüel bir derinliğin ve puslu Londra yağmurunun kokusu.
BAKER; zekasını stiliyle birleştirenlerin, tüvit ceketini ve kaşmir atkısını üzerinden eksik etmeyenlerin imzası. Yağmurlu havalarda düşüncelere dalmayı seven, adımlarıyla şehrin hikayesini yazan, entelektüel derinliğiyle hayran bırakan beyefendiler için. Klasik, gizemli ve sarsılmaz.
Londra’da hava gri, yağmur hafiften çiseliyor. Islak kaldırımlarda vakur adımlarla yürürken trençkotunun yakasını kaldırıyorsun. Tam o anda, o keskin soğuğun içinde burnuna çarpan sıcak ve baharatlı tarçın kokusu içini ısıtıyor. Yolun üzerindeki eski bir sahafın önünden geçerken; içeriden sızan pipo tütünü ve deri ciltli kitapların o karakteristik kokusu sokağa taşıyor. Yağmurun ıslattığı ağaçlardan gelen yosunlu (meşe yosunu) doku, üzerindeki bu sıcak ve tütünlü esintiyle birleşiyor. Kendini bir romanın başrolünde, o puslu ama asil atmosferin tam merkezinde buluyorsun.