Şehrin kalabalığına rağmen insanın kendini evinde hissettiği bir an.
Londra sonbaharının o yumuşak, melankolik ama güvenli hissinin kokusu. Bej trençkotunun yakası hafifçe kalkık, elinde sıcak bir kahve… Sessiz bir özgüven, sade bir zarafet. Abartısız ama çok tanıdık.
Londra’dasın. Hampstead Heath’in ağaçlıklı yollarında yağmur yeni dinmiş. Islak yapraklar ve ağaç kabukları toprağa karışmış; hava serin ama ferah. Sandal ağacının sıcaklığı bu doğal nemle birleşiyor. Rüzgâr estikçe şalından şeftali ve vanilyanın yumuşak, pudralı kokusu yükseliyor. Sarıp sarmalayan, sakinleştiren, “her şey yolunda” diyen bir his.