Vahşi doğa bir korku değil, ruhun yanıt verdiği bir çağrıdır.
SAFARI, konfor alanını terk etmeyi seven ama kalitesinden asla ödün vermeyenlerin kokusu. Haki gömleği, boynunda dürbünü ve güneşten yanmış teniyle bilinmeze meydan okuyan; gündüz tozun toprağın içinde savaşan, akşam lüks çadırında şarabını yudumlayan zengin ve özgür bir ruh. Hem maceraperest hem de aristokrat; doğanın kalbinde bile stil sahibi.
Atlas Dağları’nın eteklerinde, kuru toprak bir yolda ilerleyen üstü açık bir jipin içindesin… Etraf alabildiğine sarı otlarla kaplı, güneş ufukta batarken gökyüzünü kızıla boyuyor. Çöl rüzgarının taşıdığı o sıcak kakule, kimyon ve safran kokusu, güneşin altında iyice ısınmış deri koltukların o karakteristik kokusuyla karışıyor. Vahşi, tozlu ama bir o kadar da sofistike. Sadece bir yolculuk değil, damarlarında hissettiğin saf bir macera.