ETNA; içinde fırtınalar koparan ama dışarıya sakin görünenlerin, patlamaya hazır bir volkanın gücünü ruhunda taşıyanların imzası. Tutkulu, tehlikeli ve her an ateşe vermeye hazır bir Sicilyalı gibi. Güçlü, sarsıcı ve ateşli.
Etna Yanardağı’nın eteklerindeki o sık ormanlık alandasın. Bastığın zemin hala sıcak volkanik küllerle kaplı; toprağın sıcaklığını ayak tabanlarında hissediyorsun. Ormandaki ağaçlardan yayılan o yoğun, reçineli sedir ve çam kokusu ciğerlerine doluyor. Dağ evine girdiğinde ise bambaşka bir dünya seni bekliyor: Şömine gürül gürül yanıyor, bardağına doldurduğun rom’un o yakıcı ve karamelize dokusu ateşin sıcaklığıyla odaya yayılıyor. Dışarıdaki soğuk havada titreyen yabani lavantaların ferahlığı, içerideki bu dumanlı ve vanilyalı sıcaklıkla kusursuz bir tezat oluşturuyor. Tehlikeli ama bir o kadar da sığınmak isteyeceğin kadar sıcak.