İki kıtanın arasında, bembeyaz bir köpük ve zencefilli bir iç huzur.
Boğaz hattında sabah koşusunu yapan, rüzgarı her iki kıtadan da aynı anda yüzünde hisseden ve İstanbul’un o kaotik ruhunu kendi dinginliğiyle dengeleyenlerin kokusu. Şehrin gürültüsünü tenindeki o keskin ve temiz zencefille susturan bir figür... Berrak, modern ve taze. Yanındayken her şey biraz daha net, daha ferah ve daha huzurlu.
İstanbul’dasın. Ama bu sefer o yoran kalabalıktan uzaktasın. Vapurun arkasında bıraktığı o bembeyaz köpüklerin yarattığı mineral ferahlık, Boğaz kıyısındaki asırlık ağaçların kokusuyla teninde buluşuyor. Şehrin tüm gürültüsünü tenindeki o buzlu zencefil ve sedir ağacı notalarıyla susturan, tertemiz bir İstanbul sabahı imzası.