Efsaneler durarak değil, rüzgarı yarıp geçerek yazılır.
PALMERAIE, damarlarında kan yerine adrenalin dolaşan erkeklerin kokusu. Şehrin sakinliğinden sıkılıp çölün kıyısındaki palmiye ormanında "Quad Safari" yapan; yüzü toz içinde, nabzı yüksek ve korkusuz bir maceracı. Sınır tanımayan, gücü ve hızı seven, girdiği her ortamda bir şampiyon enerjisi yayan dinamik bir karakter.
Palmiye ormanının derinliklerinde, motorun gazına sonuna kadar asılmışsın... Tekerlekler altındaki kumları değil, sanki yere saçılmış taze defne yapraklarını ve egzotik baharatları eziyor; havaya keskin, aromatik bir koku yayılıyor. Palmiyelerin gövdeleri ağaç gibi değil, içinden sıcak kızıl amber şurubu akan devasa sütunlar gibi parlıyor. Çölden esen o meşhur Sirocco rüzgarı, sıcak bir hava dalgası değil; yüzüne çarpan tuzlu, metalik ve serinletici bir okyanus esintisi gibi. Batan güneş, vahanın üzerine erimiş Guaiac ağacı reçinesi dökerek günü destansı bir finalle bitiriyor.