Shibuya’nın fütüristik neonları altında hükmeden en yüksek rütbe; gölgelerin içinden gelen o sarsılmaz, hayvansal ve siber otorite.
Tokyo’nun o devasa teknoloji dünyasında, en kadim ve en saf hayvani arzuları bir siber lider zırhı gibi üzerinde taşıyanların kokusu. Gece yarısı gökdelenlerin arasından süzülürken, teninden yükselen o metalik ve dumanlı öd kokusuyla tüm şehri tek bir bakışla dize getiren o figür... Sert, ulaşılamaz ve mutlak bir güç sahibi. Yanındayken her şey biraz daha tehlikeli, daha derin ve daha görkemli.
Tokyo’dasın. Şehrin o metalik ve hızlı ritmi, oud dokusuyla teninde devleşiyor. Kehribarın o sıcak parıltısı siber dünyanın neonlarını temsil ederken; ödün o saf, hayvansal ve sarsılmaz duruşu senin bu modern çağdaki o en köklü samuray disiplinini fısıldıyor. Bu koku; hem bir siberpunk rüyası kadar fütüristik, hem de bin yıllık bir kılıç kadar keskin ve kadim olan o ulaşılamaz lüksün zirvesidir.