Şehrin ışıkları altında, zirvenin keskin ve özgür soluğu.
Sınırları yukarıdan çizen, şehre mesafeli ama hakim, yüksek adrenalinli bir dinginliğe sahip erkeğin kokusu. Gece yarısı teleferikle zirveye tırmanış; aşağıda ışıldayan bir şehir, karşıda ise uçsuz bucaksız, zifiri bir Akdeniz karanlığı... Kararlı, soğuk ve sarsılmaz. Yanındayken her şey biraz daha yukarıda.
Antalya’dasın. Dağ havasının o keskin, çam kokulu ve soğuk temizliği ciğerlerine doluyor. Metal korkulukların buz gibi serinliği eline değerken, aşağıdaki derin denizin o tuzlu ve karanlık nefesi rüzgarla yukarı taşınıyor.