Ateşin ve demirin raksı; ham gücün sanata dönüştüğü o kor an.
Yaratmanın sancısını ve hazzını bilen, ateşi kontrol eden, emeğiyle ve gücüyle kendi dünyasını şekillendiren bir erkeğin kokusu. Yanardağın kalbindeki bir demirci atölyesi, örsün üzerine inen devasa bir çekiç ve havada asılı kalan kıvılcımlar… Terli, güçlü ve durdurulamaz. Yanındayken her şey biraz daha sıcak ve sarsıcı.
Mikonos’tasın; ama kumsalın değil, adanın altındaki o kadim ve gizli ocağın başındasın. Erimiş metalin ve kömür ateşinin o sülfürlü, yakıcı sıcaklığı ciğerlerini doldururken, çekicin metalle her buluşmasında havaya saçılan o elektrikli, ozonlu kokuyu soluyorsun. Bu koku, bir yaratıcının ateşle yazdığı manifestodur.
Bu koku uysal değil. Bu koku zayıf değil. Bu koku yakıcı.