Buzdan bir katedralin gölgesinde, Rus kışının o en saf ve metalik nefesi.
Kristal kadar berrak, bir katedral kadar ihtişamlı ve damarlarında kuzeyin o dondurucu ateşini taşıyanların kokusu. Mavi ve beyaz renkleriyle bir buz pastasını andıran Smolny Katedrali’nin avlusunda, tipinin ortasında tek başına duran bir silüet... Barok mimarinin o süslü soğukluğu ile karın o sağır edici sessizliği. Buz gibi, asil ve sarsılmaz. Yanındayken her şey biraz daha kristalize ve vakur.
St. Petersburg’dasın. Rusya’nın kalbinde, votkanın anavatanında... Havadaki o metalik kar kokusu ve buz tutmuş ferforje demirlerin o mineral aroması genzini yakıyor. Bu koku, kuzeyin o bitmek bilmeyen beyaz gecelerinden sonra gelen en sert kışın, lüks ve alkollü bir sanat eserine dönüşmüş halidir.