Klasik müziğin disiplini arkasında gizlenen siyah pelerinli bir asalet; aristokratik bir duruşun altındaki o en sıcak, en tutkulu isyan.
Viyana’nın o mesafeli ve soğuk sokaklarında, üzerinden yayılan o yoğun vanilya ve deri sıcaklığıyla etrafına bir kor gibi yayılanların kokusu. Opera binasının devasa kapısından çıktığında, siyah pelerininin altından sızan o ulaşılamaz ve "bağımlılık yapan" aura... Asil, gizemli ve sarsıcı. Yanındayken her şey biraz daha dramatik, daha sanatsal ve daha iştah açıcı.
Viyana’dasın. Şehrin o aristokratik ciddiyeti, tenindeki o meyveli ve karanlık vanilya dokusuyla birleşip modern bir şövalye hikayesine dönüşüyor. Siyah frenk üzümü ve beyaz şeftali enerjisi, Viyana’nın gri havasını bir anda dağıtıp seni bu şehrin en gizli ve en tutkulu karakteri yapıyor. Bu koku; gürültülü bir gösterişten ziyade, o en kaliteli vanilyanın mür ve miskle mühürlenmiş o ulaşılamaz ve prestijli sessizliğidir.